Balkanlar'dan Anadolu'ya Torbeşlerin Göç Hikayeleri ve Türkiye'deki Diaspora
Balkan coğrafyasının kadim topluluklarından olan Torbeşlerin (Makedonca konuşan Müslümanlar) tarihi, aynı zamanda acı dolu bir göç (muhaceret) tarihidir.[3] Özellikle yirminci yüzyılda yaşanan siyasi rejim değişiklikleri, milliyetçi akımlar ve asimilasyon politikaları, bu topluluğun kitleler halinde asırlık anavatanlarını terk ederek Türkiye'ye sığınmasına neden olmuştur.[3] Bu büyük göç hareketi, Torbeşlerin günümüzdeki kültürel ve milli kimliklerini, aidiyet duygularını anlamak için en önemli sosyolojik kırılma noktalarından biridir.
Göçün İtici Güçleri: Neden Göç Ettiler?
Torbeşlerin Anadolu'ya yönelik göçleri 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi (93 Harbi) ve 1912-1913 Balkan Savaşları sonrasında başlamış olsa da, demografik yapıyı asıl değiştiren en büyük göç dalgası İkinci Dünya Savaşı sonrasında, komünist Yugoslavya yönetimi altında yaşanmıştır.[3]
Yugoslavya'da kurulan yönetimin azınlıklara yönelik "tek tipleştirme" ve "dinden soyutlama" politikaları, göçün en temel tetikleyicisi olmuştur.[3] Bu dönemde "Toprak Reformu" adı altında Torbeşlerin ve Türklerin asırlardır işledikleri bereketli arazilere ve çiftliklere devlet tarafından el konularak bu topraklar Hristiyan köylülere dağıtılmıştır.[3] Ekonomik ve tarımsal çökertmenin yanı sıra dini inançlara yönelik kısıtlamalar, camilerin ibadete kapatılması ve kadınların geleneksel kıyafetlerine (peçe ve başörtüsü) müdahale edilmesi topluluk üzerinde ağır bir baskı yaratmıştır.[3] Ayrıca, yerel Hristiyan (Slav) çoğunluğun Torbeşleri "işgalci Asyalı Türklerin kalıntıları" olarak görmesi ve onları dışlaması, topluluğun kendi anavatanında azınlık psikolojisiyle izole olmasına yol açmıştır.[3]
1953 Serbest Göç Antlaşması ve Kitlelerin Hareketi
Yaşanan bu ağır manevi ve ekonomik baskılar sonucunda Torbeşler, inançlarını ve kültürlerini özgürce yaşayabilecekleri, anavatan olarak gördükleri Türkiye'ye yönelmişlerdir.[3] Türkiye Cumhuriyeti ile Yugoslavya arasında imzalanan "Serbest Göç Antlaşması", yıllardır biriken bu devasa göç potansiyelini hukuki olarak serbest bırakmıştır.
Bu anlaşmayla birlikte Kuzey Makedonya'nın batı ve orta kesimlerindeki dağ köyleri adeta boşalmıştır. Örneğin, Köprülü'ye (Veles) bağlı olan Yukarı Vranofça (Gorno Vranovtsi) köyünün tamamı göç etmiş, köyden yaklaşık 3.600 kişi, komşusu Melnitsa köyünden ise 820 kişi kitleler halinde Türkiye'ye gelmiştir.[3] Kırçova ve çevresinde de benzer bir tablo yaşanmış; 1954 yılında Kırçova merkezden 550 aile, Plasnica'dan 40 aile, Çelopetsi'den 25, Preglovo'dan 17 ve Sırbiyani'den 10 aile topraklarını terk etmek zorunda kalmıştır.[3]
Türkiye'deki Yerleşim Yerleri ve Diaspora
Türkiye'ye ayak basan Torbeşler, genellikle geride bıraktıkları doğal ve sosyal çevreye benzeyen iklimleri veya iş imkanı olan sanayi-tarım merkezlerini tercih etmişlerdir. Göçmenler ağırlıklı olarak İzmir, Bursa, Kırklareli, Edirne, Tekirdağ, Çanakkale, Balıkesir, İzmit, Adapazarı, Kütahya, Eskişehir, Manisa ve Samsun gibi illere yerleştirilmiş veya kendi imkanlarıyla buralarda iskan etmişlerdir.[3]
Özellikle İzmir, Türkiye'deki Torbeş diasporasının kalbi konumundadır. Karşıyaka ve Çiğli ilçelerine bağlı Nergiz, Dedebaşı, Şemikler ve İmbat mahalleleri Yukarı Vranofçalıların; Çamdibi bölgesi Koçana, Üsküp ve Ustrumca'dan gelenlerin; Barbaros mahallesi Debre ve Ohri'den gelenlerin; Altındağ ise Gostivar'dan gelenlerin yoğun yaşadığı merkezler olmuştur.[3] Çiğli'de sadece Velebrdo köyünden gelmiş 150 ailenin bir arada yaşadığı bilinmektedir.[3] Bursa'da ise Makedonya göçmenlerinin önemli bir kısmı Orhangazi ilçesine yerleşmişlerdir.
Dil Bariyeri, Uyum ve Kimlik Dönüşümü
Türkiye'ye ilk geldiklerinde Torbeşlerin karşılaştığı en büyük zorluk "dil bariyeri" olmuştur.[3] Anadilleri Makedonca (Reka lehçesi) olan ve Türkçe bilmeyen birinci kuşak göçmenler, ilk yıllarda yerli halkla iletişimde zaman zaman güçlükler çekmiş ve "yabancı" muamelesi görme endişesi taşımışlardır.[3]
Buna rağmen Torbeşler, Türkiye'de kendilerini hiçbir zaman ayrı bir "Makedon" veya "Slav" azınlık olarak tanımlamamışlar; aksine bu tarz bir etnik azınlık statüsü talep etmeyi kesin bir dille reddetmişlerdir.[3] Onlar için kimliklerinin temel yapıtaşları "Göçmenlik, Müslümanlık ve Türklük"tür.[3] Kendi anadillerini (Makedoncayı) inançları uğruna unutmayı göze alan ve gönüllü bir entegrasyon süreci yaşayan topluluk, Türk toplumuyla pürüzsüz bir şekilde bütünleşmiştir.[3]
Günümüzde Türkiye'deki Torbeşlerin üçüncü ve dördüncü kuşakları Türkçeyi anadili olarak konuşmakta; birçoğu kendi iç dayanışmasını sürdürürken geleneksel ustalıkları olan zanaatkarlık, pastacılık, dondurmacılık, lokantacılık ve inşaat sektörü ile ülke ekonomisine büyük katkılar sağlamaya devam etmektedir.[3]
Kaynakça
- [1] Dikici, A. (2008). Kaybolan Bir Topluluk: Torbeşler. İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü (Dergipark).
- [2] Pehlivan, B. (2023). Torbeşlerin Kökeni Üzerine Bir İnceleme: Yukarı Vranofça Örneği. TSBS Bildiriler Dergisi, Oku Okut Yayınları.
- [3] Kure Ansiklopedi. Torbeşler: Nüfus, Kültür ve Türkiye'ye Göç.
- [4] Uludağ Üniversitesi Akademik Arşiv. Bursa ve Orhangazi'de Balkan Göçmenleri İncelemesi.
- [5] Nuredin, A. (2007). Türkbaşlar. Hikmet Dergisi.