İçeriğe atla

Torbeşlerde Sözlü Kültür: Efsaneler, Maniler, Atasözleri ve Lakap Geleneği

Torbeşler sitesinden

Torbeşlerin (Makedonca konuşan Müslümanların) yüzyıllar boyunca sarp dağ köylerinde, modernitenin ve asimilasyon politikalarının uzağında kendi kimliklerini muhafaza edebilmelerinin en önemli araçlarından biri sözlü kültürleri olmuştur. Tarihî olaylar, masallar, efsaneler, atasözleri, deyimler ve maniler, yaşlılardan gençlere anlatılarak nesilden nesile bir "toplumsal hafıza" aktarımı sağlamıştır. Yazılı kaynakların ve resmi eğitimin sınırlı olduğu geçmiş devirlerde, dedelerin ve ninelerin diz dibinde dinlenen anlatılar, çocukların iyi birer insan olarak yetişmesine ve kültürel aidiyetlerini benimsemesine hizmet etmiştir.

Efsaneler ve Tarihi Anlatılar: Kocacık Kalesi ve Sarı Kızlar

Efsaneler, Torbeş ve bölge Müslümanlarının değerlerini, inançlarını ve vatanseverlik duygularını genç nesillere aktaran en güçlü sözlü geleneklerdir. Makedonya'nın Merkez Jupa bölgesindeki en önemli yerleşimlerden biri olan (aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk'ün dedesinin de köyü olan) Kocacık (Svetigrad) Kalesi etrafında şekillenen "Sarı Kızlar Efsanesi" bunun en güzel örneğidir.

Efsaneye göre; Türkler, Kocacık Kalesi'ni kuşattıklarında kaleyi ele geçirmekte büyük zorluk yaşarlar. Bu sırada Sarı Kızlar, düşmanı kandırmak için keçilerin boynuzlarına mum takarak gece vakti bir savaş hilesi yaparlar. Dağlarda hareket eden bu binlerce ışığı devasa bir ordu sanan düşman askerleri büyük bir paniğe kapılarak kaçmaya başlar. Bu efsane, zorluklar karşısında sadece fiziksel gücün değil, zekânın, stratejinin ve halk dayanışmasının da ne denli önemli olduğunu vurgulayarak nesillere aktarılmıştır.

Ayrıca efsaneler, bölge halkının günlük hayatındaki adak ve türbe kültürünü de şekillendirmiştir. İnsanların dilekleri için yatırlara gitmesi, mum yakması veya hastalıklardan şifa bulmak için doğadaki su ve ağaç motiflerini kullanması bu sözlü anlatıların eyleme dönüşmüş halidir.

"Naşinski" Atasözleri (Poslovici) ve Hayat Felsefesi

Torbeşler, günlük hayatlarında kendi dilleri olan ve "Naşinski" (Bizimkilerce) olarak adlandırdıkları Makedonca (Reka lehçesi) ile Türkçeyi harmanlayarak kullanırlar. Konuştukları dildeki atasözleri, doğrudan Türk-İslam medeniyetinin ve Balkan coğrafyasının ortak aklını yansıtır. Bölgedeki köylerde (Gostivar, Vrapçişte, Kocacık, Resne vb.) söylenen bazı atasözleri, Türkçedekilerin birebir aynısı veya yerel adaptasyonudur:

  • "Yedisınde ne ise, yetmişınde odur." veya "Nedır yedide odur yetmijde."
  • "Armudun iyisini ayi yer." veya "Armudun islasıni yabani domuzlar yer."
  • "Su gider, kum kalır."
  • "Ağlamayan çocuğa meme vermezler." (Çocuk aglamase anasi emzırmes)
  • "Kırılan ekmek yapışmaz." (Ekmek açın kırılır bi kerek em atık birleşmes)

Bu atasözleri, Torbeş halkının tabiatla, insan ilişkileriyle ve kaderle olan imtihanını en sade ve vurucu şekilde özetler.

Alkış (Dua) ve Kargış (Beddua/İlenç) Geleneği

Balkan Müslümanları arasında erkeklerden ziyade kadınların daha sık başvurduğu "beddua" etme eylemine yerel ağızda "ilenç" veya "ilenmek" denilir. Torbeş inancına göre beddua etmek tehlikeli ve sakınılması gereken bir durumdur. Sözlü kültürdeki yaygın bir rivayete göre; edilen bir beddua doğrudan gökyüzüne (gün yüzüne) çıkar ve nereye gideceğini sorar. Eğer beddua edilen kişi haksızsa ve bedduayı hak etmişse onu bulur; ancak haklıysa, edilen beddua geri dönüp bedduayı eden kişinin kendisine çarpar.

Bu korku nedeniyle halk arasında beddua yerine "Allah iyiliğini versin", "Allah hayırlı ömür versin" gibi hayır duaları (alkış) kullanılması öğütlenir. Kızgınlık anında bile hayır dua edilmesi, İslamiyet'in affedici yapısının halk inancına nasıl yerleştiğini gösterir.

Lakap ve Sülale İsimleri Kültürü

Köy gibi birbirini tanıyan küçük, kapalı ve geleneksel topluluklarda resmi soyisimlerden ziyade "lakaplar" ve "sülale adları" kullanılır. Torbeş köylerinde de bireyler, soyundan geldikleri atalarının isimleriyle (örneğin Mahmutgil, Hıdıroğlugil vb.) veya taşıdıkları fiziksel/karakteristik bir kusur, meziyet ya da meslekle anılırlar.

Kişinin kısa boylu olması, hızlı yürümesi, gözlerinin rengi veya geçmişte yaşadığı ilginç bir olay, bütün köy tarafından o kişiye ve hatta soyundan gelenlere bir lakap olarak yapıştırılır. Sözlü kültürün hükmünü icra ettiği bu topluluklarda, yazılı kayıt olmamasına rağmen lakaplar sayesinde herkesin kimliği, şeceresi ve kökeni hafızalarda canlı tutulur.

Maniler ve Kadınların Sessiz Çığlığı

Maniler, anonim halk şiirinin en yaygın ve en sevilen nazım biçimlerinden biridir. Genellikle acıyı, sevgiyi tatmış, yüreği buruk kişiler (bilhassa kadınlar) tarafından içten gelen duygularla, çoğunlukla çalgısız olarak söylenir.

Özellikle tarla işlerinde, mısır ayıklamada, kışlık erzak hazırlığında veya imece usulü toplu iş yapma adetlerinde (müğren) kadınlar saatlerce karşılıklı mani atışmaları yaparlar. Manilerin başlıca temaları şunlardır:

  • Gurbet (Kurbet) ve Özlem: Eşleri yıllarca gurbete (Avrupa'ya veya Türkiye'ye) çalışmaya giden kadınların hasreti.
  • Gelin-Kaynana Çatışması: Ataerkil aile yapısında aynı evi paylaşan gelin ve kaynananın birbirlerine doğrudan söyleyemedikleri iğneleyici sözleri, maniler üzerinden gülerek ve şakalaşarak aktarmaları.
  • Niyet ve Sevda: Hıdırellez veya bayramlarda genç kızların evlilik niyetlerini, eş adaylarında aradıkları özellikleri veya gizli aşklarını maniler yoluyla dışa vurmaları.

Kısacası Torbeş sözlü kültürü; asırlardır süren göçlerin, savaşların, dağ hayatının zorluklarının ve bir arada yaşama iradesinin söze dökülmüş en saf halidir.

Kaynakça

  • [1] Makedonya Türkleri ve Sözlü Edebiyat. Yörük ve Torbeş Masalları, Hikayeleri Üzerine Tematik İncelemeler.
  • [2] Kocacık Kalesi ve Sarı Kızlar Efsanesi, Türk Halk Anlatıları.
  • [3] Makedonya Türklerince Kullanılan Atasözleri (Naşinski Poslovici) ve Dil Özellikleri.
  • [4] Doğu Makedonya'da Yaşayan Müslüman Türklerin Halk İnançları ve Gelenekleri (Alkış ve Kargışlar).
  • [5] Lakaplar ve Sülale İsimleri: Kırsal Kesimde Sözlü Kültürün Hükmü.
  • [6] Anonim Halk Şiiri ve Manilerin Sosyokültürel İşlevleri (Müğren Manileri ve Gelin-Kaynana Atışmaları).