İçeriğe atla

Geçiş Ritüelleri ve Sözlü Folklor

Torbeşler sitesinden
Bu sayfa, çeviri için işaretlenmemiş değişiklik içeriyor.

Giriş

Resmi tarih yazımında genellikle geri planda bırakılan ve yazılı kaynakları sınırlı olan Torbeşler, binlerce yıllık kültürel belleklerini ve kimliklerini **sözlü folklor** (ninniler, maniler, türküler) ve **geçiş ritüelleri** (doğum, evlilik, ölüm adetleri) üzerinden günümüze taşımışlardır.

Balkanlar'ın çok kültürlü yapısı içinde Torbeş ritüelleri; İslamiyet öncesi yerel Slav-Pagan inanışlarının, Bogomil mirasının ve Osmanlı ile bölgeye gelen Sünni-İslam fıkhının eşsiz bir sentezidir.[1] Bu ritüeller, sadece dini birer uygulama değil, aynı zamanda zorlu coğrafi şartlarda toplumsal dayanışmayı sağlayan, "biz" duygusunu pekiştiren ve özellikle göç (diaspora) durumunda kültürel asimilasyona karşı bir kalkan görevi gören sosyolojik mekanizmalardır.

Doğum ve Çocukluk Ritüelleri

Torbeş kültüründe yeni bir hayatın dünyaya gelişi, doğanın bereket döngüsüyle doğrudan ilişkilendirilir. Hamilelikten çocuğun yürümesine kadar geçen süreç, anneyi ve bebeği "kötü ruhlardan" (nazar ve cinler) korumaya yönelik pek çok pratik barındırır.

  • Kırk Uçurma ve Nazar İnancı: Yeni doğan bebeğin ve lohusa annenin "kırkı çıkana kadar" (ilk 40 gün) evden dışarı çıkarılmaması ve eve yabancıların alınmaması katı bir kuraldır. Beşiğin başucuna, çocuğu kem gözlerden koruması inancıyla kırmızı kurdele, sarımsak veya muska asılır.[2]
  • Doğadan Gelen Güzellik (Ayva Sürme): Özellikle Batı Makedonya köylerinden Türkiye'ye göç eden ailelerde halen hatırlanan bir adete göre; bebeğin yanaklarının gamzeli, kırmızı ve güzel olması inancıyla, yeni doğan bebeğin yanağına taze ayva veya elma sürülür.
  • İsim Koyma (Adlandırma): Bebeğe isim verilirken, genellikle vefat etmiş aile büyüklerinin isimleri yaşatılır. İsim koyma merasimi, ailenin en yaşlı erkeği (büyükbaba) tarafından bebeğin sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okunarak İslami usullere göre gerçekleştirilir.

Evlilik ve Düğün Ritüelleri: "Gelena"

Torbeş geleneklerinde evlilik, sadece iki bireyin değil, iki ailenin (soyun) ve bazen iki köyün birleşmesidir. Düğünler genellikle hasat sonrasında veya gurbetçilerin (peçelbar) köye döndüğü yaz aylarında, günlerce süren şenliklerle yapılır.

Gelena (Gelin Yüzü Boyama) Ritüeli: Torbeş ve Gora (Gorani) kültürünün dünyaca bilinen en ikonik ritüeli, şüphesiz gelinin yüzünün boyanması işlemidir (Gelena / Şarenata Nevesta).[3] Donje Ljubinje gibi köylerde günümüzde de yaşatılan bu gelenekte, gelinin yüzü tamamen beyaz bir kremle (eskiden kurşun beyazı kullanılırdı) kaplanır. Bu beyaz tabakanın üzerine kırmızı, mavi ve altın sarısı renklerle güneş, ay, yıldızlar ve floral (bitkisel) motifler işlenir.

  • Sembolizm: Beyaz renk saflığı ve bekareti; kırmızı daireler doğurganlığı ve bereketi; altın rengi ise zenginliği sembolize eder. Yüze çizilen noktalar, gelini kötü gözlerden (nazardan) koruyan bir maske işlevi görür. Bu uygulamanın kökenlerinin, İslam öncesi Balkan paganizmine ve hatta Trak-İlirya boylarına kadar uzandığı düşünülmektedir.[4]
  • Uygulama: Yüz boyama işlemi saatler sürer ve bu sırada gelinin gözlerini açmasına izin verilmez. Sadece köyün tecrübeli ve yaşlı kadınları (boyacı kadınlar) bu işlemi yapma yetkisine sahiptir.

Teshkoto ve Çeyiz (Dar): Düğünlerde davul ve zurna eşliğinde oynanan ağır halaylar (Teshkoto), topluluğun gücünü ve hüznünü yansıtır. Gelinin çeyizi (dar), düğünden önce köy meydanında iplere asılarak sergilenir. Bu sergileme, ailenin statüsünü ve gelin kızın el becerisini (dokumacılık yeteneğini) köye ilan etme yöntemidir.

Ölüm ve Yas Adetleri

Geçiş ritüellerinin sonuncusu olan ölüm, Torbeş kültüründe büyük bir sükunet ve yüksek bir toplumsal dayanışma ile karşılanır. Yas süreci, İslami kuralların yanı sıra eski yerel adetlerle de şekillenmiştir.

  • Haber Verme ve Dayanışma: Bir köyde cenaze olduğunda, o gün köydeki tüm tarla işleri, müzikli eğlenceler ve inşaat faaliyetleri derhal durdurulur. Cenaze evine komşular tarafından günlerce yemek taşınır; zira yas evinde ateş yakılmaz ve yemek pişirilmez.[5]
  • Helva Kavurma (Sadaka): Cenazenin 7., 40. ve 52. gecelerinde merhumun ruhu için evde toplanılır, Yasin-i Şerif okunur ve büyük kazanlarda irmik veya un helvası kavrulur. Kavrulan helvanın kokusunun öte aleme ulaştığına ve merhumun ruhunu şad ettiğine inanılır. Bu helva, tüm komşulara "sadaka" olarak dağıtılır.
  • Ağıtlar (Taga): Özellikle yaşlı kadınlar, cenazenin arkasından Makedonca (Reka lehçesinde) kafiyeli ağıtlar yakarlar. Bu ağıtlarda ölünün dürüstlüğü, çalışkanlığı (eğer gurbetçiyse gurbette çektiği çileler) lirik bir dille anlatılır.

Sözlü Edebiyat: Türküler ve Çok Dillilik

Torbeş halk müziği ve manileri, ağırlıklı olarak engellenmiş aşkları, ailevi baskıları ve gurbet (peçelba) acısını konu alır. Bu türkülerin (Pesni) en büyük özelliği çok dilli (hibrit) yapılarıdır.

Balkanların sınır geçişkenliğini yansıtan bu şarkılarda; bir kıta Torbeş Makedoncasıyla (Reka lehçesi) başlarken, nakarat Türkçe veya Arnavutça kelimelerle bağlanabilir.[6] Örneğin; aşkını itiraf edemeyen bir gencin yaktığı türküde yerel Slavca kelimelerle Osmanlı Türkçesinden miras kalan "sevdaluk, dert, aman, yandım" gibi ifadeler bir arada kullanılır. Bu lirik yapı, Torbeşlerin etnik sınırların ötesine geçen "köprü" kimliğinin en estetik yansımasıdır.

Kaynakça

  • [1] Vukanović, T. P. (1989). Etnogeneza južnih Slovena, Vranje. (Balkanlardaki Slav-İslam sentezi ritüelleri).
  • [2] Palikruševa, G. (1980). Etnografski procesi kaj Torbešite vo Reka, Skopje: MANU, s. 102-115.
  • [3] Svetieva, A. (2001). Svadbenite običai kaj Torbešite vo Reka, Etnologija. (Torbeş düğün adetleri üzerine kapsamlı araştırma).
  • [4] Elsie, R. (2001). A Dictionary of Albanian Religion, Mythology and Folk Culture, Hurst & Company. (Balkanlardaki pagan ritüellerinin İslami topluluklardaki izleri).
  • [5] Kaser, K. (2008). Patriarchy After Patriarchy: Gender Relations in Turkey and in the Balkans, LIT Verlag.
  • [6] Jašar-Nasteva, O. (1987). Turski leksički elementi vo makedonskiot jazik, Skopje: Institut za makedonski jazik.