Peçelba (Gurbet Kültürü) ve Zanaatkârlık
Giriş
Peçelba (Gurbet / İşçi Göçü), Balkan coğrafyasında ve bilhassa Torbeş topluluğunun sosyo-kültürel inşasında yüzyıllardır belirleyici olan, salt ekonomik bir hayatta kalma stratejisi olmanın çok ötesinde, topluluğun kimliğini, aile yapısını, mimarisini ve folklorunu şekillendiren derin bir sosyolojik olgudur.
Başta Reka bölgesi, Merkez Jupa, Golo Brdo ve Şar Dağları etekleri olmak üzere, Torbeşlerin yoğun olarak yaşadığı Batı Makedonya ve Doğu Arnavutluk hattının sarp, dağlık ve tarıma elverişsiz yapısı, bu topluluğu tarih boyunca alternatif geçim kaynakları aramaya itmiştir.[1] Dar vadilerde hayvancılığın ve sınırlı tarımın ailenin geçimini sağlamakta yetersiz kalması, erkeklerin yılın belirli dönemlerinde (bazen yıllarca) evlerini terk ederek uzak coğrafyalara çalışmaya gitmelerini zorunlu kılmıştır. Bu coğrafi kader, nesiller boyunca sürecek olan bir "gurbetçilik" ve belirli zanaat dallarında ustalaşma geleneğini doğurmuştur.
Etimoloji ve Kavramsal Çerçeve
Makedonca ve çevre Balkan Slav dillerinde "para kazanmak, birikim yapmak, geçimini sağlamak amacıyla evden uzaklaşmak" anlamlarına gelen Peçelba kelimesi, zamanla Torbeş ve Mijak kültüründe çok katmanlı bir anlam kazanmıştır. Peçelba, sadece bir iş seyahati değil; hüzün, dayanışma, fedakârlık, erkekliğe adım atma ritüeli ve statü sembolü kavramlarıyla iç içe geçmiştir. Gurbete giden erkeğe ise Peçelbar denilmektedir.[2] Geleneksel Torbeş kültüründe, genç bir erkeğin evlenebilmesi ve rüştünü ispat edebilmesi için en az bir kez "peçelbaya" gitmesi ve birikimle dönmesi yazılı olmayan bir kural olarak kabul edilmiştir.
Tarihsel Süreç ve Göç Rotaları
Torbeş ustalarının peçelba yolculukları, Osmanlı İmparatorluğu'nun Balkanlar'daki hakimiyeti döneminde başlamış, "Pax Ottomana" (Osmanlı Barışı) sayesinde geniş bir coğrafyada güvenle seyahat ve ticaret yapabilme imkânı buldukları 18. ve 19. yüzyıllarda altın çağını yaşamıştır.
Osmanlı Dönemi ve Anadolu Rotaları: İlk dönemlerde göç rotası genellikle imparatorluğun büyük ticaret ve idari merkezleri olan İstanbul, Selanik, Edirne, Üsküp ve Anadolu'nun batı şehirleri olmuştur. Torbeş ustalar, özellikle kış aylarında köylerini terk edip bu şehirlere çalışmaya gitmişlerdir. Günümüzde Türkiye'deki Torbeş diasporasının yoğun olarak yaşadığı İzmir ve Bursa gibi şehirlerde 19. yüzyılın sonlarından itibaren kurulan köklü fırın, pastane, tatlıcı ve bozacılık işletmelerinin temelinde bu peçelba ağları (network) yatar.[3] Akrabalık ilişkilerine dayanan bu göç ağları sayesinde, bir köylü başarılı olduğu şehre diğer akrabalarını da yanına çırak olarak alarak getirmiştir.
Modern Dönem ve Avrupa Rotaları: II. Dünya Savaşı sonrasında, özellikle Yugoslavya döneminde devletin tarım ve sanayi politikalarının Reka ve Jupa gibi dağlık bölgeleri ihmal etmesi, peçelba geleneğinin yeniden canlanmasına neden olmuştur. 1960'lardan itibaren Yugoslavya'nın imzaladığı misafir işçi (Gastarbeiter) anlaşmaları çerçevesinde rota bu kez Batı Avrupa'ya (Almanya, İsviçre, İtalya ve Avusturya) yönelmiştir. Günümüzde İsviçre ve İtalya'da sadece belirli Reka köylerinden (örneğin Rostuşa, Jirovnica, Trebište) göç etmiş binlerce Torbeş'in yaşadığı "mikro diasporalar" bulunmaktadır.
Zanaat Tekelleri ve Mesleki Uzmanlaşma
Torbeş erkekleri, gittikleri gurbet ellerinde vasıfsız işçi olarak kalmamış, "usta-çırak" ilişkisiyle belirli zanaat dallarında uzmanlaşmış ve bulundukları bölgelerde bu mesleklerin tekelini ellerinde tutarak ciddi bir sosyo-ekonomik güç elde etmişlerdir.
Mutfak Zanaatları (Tatlıcılık, Bozacılık, Fırıncılık): Seyyar satıcılıktan dükkân ve zincir işletme sahipliğine uzanan bu süreçte Torbeşler; helva, boza, salep, tulumba tatlısı ve dondurma yapımında Balkanlar'ın en aranan ustaları haline gelmişlerdir. Özellikle Golo Brdo ve Gora-Reka hattından çıkan ustalar, hamur işlerindeki (pita/börek) geleneksel yeteneklerini ticarete dökmüşlerdir. Açtıkları ekmek fırınları ve pastaneler, Belgrad, Üsküp, Tiran ve İstanbul gibi şehirlerin mutfak kültürüne doğrudan etki etmiştir. Hatta etnolog Galaba Palikruševa ve bazı tarihçilerin üzerinde durduğu bir etimolojik teoriye göre, Torbeş kelimesi dahi bu seyyar ustaların ürettikleri salep, boza veya helvaları (ya da kazandıkları paraları) taşıdıkları torbalardan ve bu ticari hareketlilikten türemiştir.[4]
Debre Ekolü - Taş, Ahşap ve İnşaat Ustalığı: Özellikle Debre (Debar) bölgesine yakın Reka köylerinden (Mijak ve Torbeş köyleri) çıkan ustalar (tayfalar); ahşap oymacılığı, taş işçiliği ve inşaat kalfalığında Balkanlar'da efsanevi bir ün salmıştır. Osmanlı mimari geleneğini yerel unsurlarla harmanlayan bu "tayfalar", 18. ve 19. yüzyıllarda Balkanlar'ın dört bir yanındaki tarihi köprülerin, camilerin, kiliselerin ve gösterişli konakların inşasında çalışmışlardır. "Debre Mimari Ekolü" olarak literatüre geçen bu tarzın taşıyıcısı olan Torbeş ustalar, evlerinden uzakta kazandıkları mimari vizyonu kendi köylerine de taşımışlardır.[5] Günümüzde boyacılık, fayans ustalığı ve badanacılık da Avrupa'daki Torbeş diasporasının halen sürdürdüğü temel peçelba mesleklerindendir.
Sosyolojik Yıkım ve Aile Dinamikleri
Peçelba ekonomik bir refah getirse de, Torbeş köylerinin demografik ve psikolojik yapısında derin yaralar açmıştır.
- Kadın Merkezli Gündelik Hayat (Matriyarkal İşleyiş): Erkeklerin yılın büyük bir bölümünü (bazen 3-5 yıl boyunca aralıksız) gurbette geçirmesi, Torbeş köylerinde gündelik hayatın tüm yükünün kadınların omuzlarına binmesine neden olmuştur. "Peçelbarka" (gurbetçi eşi) olarak anılan bu kadınlar; zorlu kış şartlarında evlerin onarımını yapmış, tarlaları sürmüş, hayvanların bakımını üstlenmiş, kışlık erzakı tek başına hazırlamış ve çocukları hem anne hem baba olarak büyütmüştür. Balkan aile yapıları (Zadruga) üzerine yapılan sosyolojik çalışmalarda belirtildiği gibi, bu durum görünürde ataerkil (patriyarkal) olan İslami topluluklarda bile, pratikte güçlü bir anaerkil (matriyarkal) gündelik işleyiş doğurmuştur.[6] Kadınlar, köydeki ekonomik ve sosyal idarenin fiili yöneticileri haline gelmişlerdir.
- Çocukluk ve Büyüme: Birçok Torbeş çocuğu babasını yılda sadece birkaç hafta görerek büyümüştür. Babaların köye dönüşü bayram havasında kutlanırken, gidişleri ise aylarca sürecek bir yası başlatmıştır.
- Mimari Gösteriş (Hayalet Köyler): Gurbetten (özellikle Avrupa'dan) köylere gönderilen birikimler, köydeki sosyal statüyü kanıtlamak amacıyla mimariye yansıtılmıştır. Reka ve Jupa bölgesindeki köylerde günümüzde görülen çok katlı, gösterişli, geniş balkonlu ve lüks evler tamamen "Peçelba sermayesiyle" inşa edilmiştir. Ancak acı bir ironi olarak, sahiplerinin Avrupa'da gurbette olması nedeniyle bu devasa evler yılın 11 ayı boş kalmakta, köyler yaz ayları (düğün sezonu) dışında adeta "hayalet köylere" dönüşmektedir.
Folklor, Sanat ve Ritüellere Yansımaları
Peçelba'nın yarattığı derin ayrılık acısı, hasret ve sabır, Torbeş halk kültürünün, müziğinin ve danslarının en temel yapı taşıdır.
- Peçelbarski Pesni (Gurbet Türküleri): Sözlü Torbeş edebiyatının en zengin bölümünü oluşturur. Bu ağıt ve türküler; yeni evlendiği kocasını gurbete yollayan genç gelinlerin hüznünü, yıllarca kocasını bekleyen kadınların yalnızlığını, gurbette hastalanıp ölen ustaların acısını ve sıla özlemini anlatır.[7] Bu şarkılar çoğunlukla kadınlar tarafından, köy meydanlarında veya ev toplantılarında söylenir.
- Teshkoto (Ağır Halay): Makedonya coğrafyasının en meşhur halk oyunu olan Teshkoto (Ağır), doğrudan peçelba kültürüyle ilişkilidir. Davul ve zurnanın ağır, melankolik ve dramatik ritmiyle başlayan bu dans; gurbete giden erkeğin arkasından duyulan acıyı, ayrılığın ağırlığını, zorlu gurbet koşullarını sembolize eder. Dansın sonuna doğru ritmin aniden hızlanması ise gurbetçinin köye dönüşünü, bereketi ve kavuşma sevincini temsil eder.
Sonuç
Günümüzde iletişim ve ulaşım imkanlarının artmasıyla klasik anlamdaki "Peçelba" şekil değiştirerek kalıcı göçlere (diasporalaşmaya) evrilmiş olsa da, bu kültür Torbeş kimliğinin en ayrılmaz parçalarından biri olmaya devam etmektedir. Dayanışma, zanaata saygı, aile bağlarına sadakat ve gurbet psikolojisi, bugün Türkiye'den İsviçre'ye kadar dünyanın dört bir yanına dağılmış Torbeşlerin genetik kodlarında varlığını sürdürmektedir.
Ayrıca Bakınız
Kaynakça
- [1] Limanoski, N. (1993). Islamizacijata i etničkite promeni vo Makedonija, Skopje: Makedonska kniga, s. 142-148.
- [2] Svetieva, A. (2004). The Pečalba (Migrant Worker) Tradition in Macedonia, Ethnologia Bulgarica, Vol. 1, s. 55-68.
- [3] Dikici, A. (2008). Balkanlarda Unutulmuş Bir Müslüman Topluluk: Torbeşler, Akademik İncelemeler Dergisi, Cilt 3, Sayı 2, s. 45-60.
- [4] Palikruševa, G. (1980). Etnografski procesi kaj Torbešite vo Reka, Skopje: Macedonian Academy of Sciences and Arts (MANU).
- [5] Kiel, M. (1990). Studies on the Ottoman Architecture of the Balkans, Variorum.
- [6] Kaser, K. (2008). Patriarchy After Patriarchy: Gender Relations in Turkey and in the Balkans, LIT Verlag, s. 112-118.
- [7] Ertan, V. (1994). Balkan Türkleri ve Müslüman Toplulukları, Ankara: Başbakanlık Basımevi.